Bebeklerde Ek Gıdaya Ne Zaman Başlamalıyız?

bebeklerde ek gıdaya 6. ayın sonunda tattırarak başlanmalıdır
bebeklerde ek gıdaya ne zaman başlamalıyız?

bebeklerde ek gıdaya 6. aydan sonra başlanmalıdır.İlk 6 ayda besin ihtiyacı sadece anne sütüdür. 2 yaşına kadar anne sütüne ihtiyaç duymaya devam ederler. Fakat 6.aydan sonra ek gıdalara başlamak gereklidir. Ek gıdalara başlayarak bebeğiniz, hayatı boyuna tüketeceği besinlerle tanışmaya başlar.

EK GIDAYA HANGİ AYLARDA BAŞLAMALIYIM?

Bebeğinizin sağlığı iyi, yutma ve çiğneme refleksleri de iyi ise 5-6. Aylarda ek gıdayı tattırma vakti gelmiş demektir.Asla acele etmemeliyiz.Ek gıdaya aşama aşama geçmeliyiz. Besinleri ilk altı ay sadece kaşıkla tattırmalıyız. Ek gıdaya günde 1-2 çay kaşığı vererek bebeğinizin alışma sürecini gözlemeliyiz.

Anne sütü tatsız olduğu için ilk etapta tercih etmemiz gereken ek gıdalara tatsız olan sebze, yoğurt gibi ürünlerle başlamalıyız.Eğer tatlı meyveler ile başlarsak bu ürünler bebeğinizi anne sütünden soğutabilir.

EK GIDAYA BAŞLARKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİM?

Ek gıdaya yeni başlayacak bebeğin bağırsakları hassastır, çok az miktarda başlayın ve olası allerji, kabızlık, ishal, gaz gibi yan etkilere hazırlıklı olup gözlemleyin. 3 gün kuralına uyun ısrarcı olmayın inatlaşmayın sabırlı olun midesi açken ek gıda tattırması yapın.

Kabızlık problemi yaşıyorsanız sebze ve lifli gıdalardan zengin besinler tercih edin. ek gıdalara zeytinyağı ekleyin.

YEMEĞİ RED EDEN BEBEKLER

Sakin olun ek gıdayı bebeğiniz açken deneyin, farklı sunumlar yapın sevmediği gıdaları ısrarla önüne koymayın 1-2 hafta erteleyin sevdiği tabak çatal bardakları kullanmasına izin verin elleri ile yemesine dökmesine kızmayın. Yanlış alışkanlıklar kazandırılmış çocuğun sağlıklı beslenmesi daha zordur.

6-8. AYLARDA BEBEK BESLENMESİ

6. AYDA bebek yoğurt, muhallebi, taze sıkılmış veya rendelenmiş sebze ve meyve suyu tüketmeye başlayabilir.

7. AYDA Bu ayda pürelerin kıvamını koyulaştırabilirsiniz.Yumurta, et, tavuk ve bakla dışındaki baklagiller püreleri bebeğin menüsüne eklenebilir. 

8-9. AYDA Pütürlü gıdalara geçmek için doğru aylardır. 9 aylık olan bir bebek aile bireyleri ile birlikte yemek yemeye başlayabilir.

Bebeğin sindirim sistemi tam olarak gelişmediği için hem de bazı gıdaların alerji yapma ihtimali oldukça yüksek olduğundan 6. ve 12. aylar arasında bal, inek sütü, çilek, domates, şarküteri ürünler, bakla ve patlıcan gibi gıdaların kesinlikle verilmemesi oldukça önemlidir. Bu besinleri 12. aydan sonra bebeğinize başlayabilirsiniz.

Yeterli tartı alamayan ciddi iştahsızlık problemi yaşayanlar çocuklar altta yatabilecek nedenler açısından uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir.

 

 

 

Şiddeti nasıl hayatımızdan tamamen çıkarabiliriz?

şiddeti nasıl hayatımızdan tamamen çıkarabiliriz? Yaşamımızın bir parçası haline gelmiş şiddeti yok etmek için ne yapmalıyız?

Şiddeti nasıl hayatımızdan tamamen çıkarabiliriz? Yaşamımızın bir parçası haline gelmiş şiddet….Kime sorarsanız kesinlikle karşıdır, onay vermez, hayatında yeri yoktur tasvip etmez. Peki hiç kimsenin onaylamadığı herkesin karşı çıktığı,tasvip etmediği şiddeti kim yapıyor? uzaydan gelenler mi?

Şiddeti nasıl hayatımızdan tamamen çıkarabiliriz? Şiddet toplumsal bir sorun haline gelmiştir.Toplumun her kesiminin içine sızmıştır.Yaşam şartları ,iş hayatındaki zorluklar tetikleyicidir.zengini fakiri kentlisi köylüsü hemen hemen her kesimin hayatının içinde yer almaktadır.

Fiziksel,psikolojik,sözel,cinsel,ekonomik şiddet…….çeşitleri saymakla bitmez.

Şiddeti önlemek için bir çok sosyal sorumluluk projeleri yapılmaktadır.Örümcek ağı gibi o kadar sarmış ki her yanımızı içinden kurtulamaz hale gelmişiz.

Peki ne yapmalıyız?

İlk önce konuşmayı öğrenmeliyiz.Konuşabilmeliyiz.Sorunlara ses yükselterek tepki vermek yerine konuşarak tartışarak çözmeye gayret etmeliyiz.

Annelerden başlamalıyız eğitime.Çocuklarını cinsiyet ayrımı yapmadan büyütmeleri gerektiğini anlatmalıyız. 21. yy da hala kadın erkek eşitliği konusunu halkı bilinçlendirmeliyiz diyorsak bizde bir sorun var demektir. Çoktan halletmiş olmamız gerekirdi aslında.

Çocuklarla devam etmeliyiz eğitime. Yeni nesli temizlemeliyiz, arındırmalıyız.Çocuklarımıza şiddet içeren oyuncaklar almamalıyız.

Etrafımızda olan şiddet olaylarına kayıtsız kalmamalıyız. ‘Banane’ kelimesi yerine ‘yardım edebilirmiyim’ kelimelerini sokmalıyız lugatımıza. 

Erkeklere eğitim vermeliyiz.Konuşamadığı kendini ifade edemediği zaman fiziksel gücünü kullanan erkekleri onlara konuşmayı öğretmeliyiz.onlara herkesin onunla aynı fikirde olamayabileceğini öğretmeliyiz.Onlara saygıyı öğretmeliyiz.

Şiddet suçlarının cezalarını caydırıcı hale getirmeliyiz.

Her yeni evlenen çiftin nasıl bazı tetkikleri yaptırmaları zorunlu ise belli bir müddet ilişki terapileri almalarınıda zorunlu hale getirmeliyiz. Eminim terapilerden sonra birçok uyumsuz çift evlilikten vazgeçecektir.Niyet evlilikten vazgeçirmek değil uyumsuz insanların oluşturduğu mutsuz evliklerin önüne geçmektir.

Evliliklerde sevgi kadar saygının önemini vurgulamalıyız. Zamanla sevgi biterse yada rutinleşirse bile saygı devam ettiği sürece evlilik saygı ile devam eder.

Eğitimcilik gibi çok hassas mesleklere ilk girişlerde ve dönem dönem psikolojik danışmanlık almalarını zorunlu hale getirmeliyiz. Aynı yöntem güvenlik kuvvetleri gibi mesleklerde de uygulanmalı.

Şiddeti ilk önce kendimizden, sonra ailemizden, sonra çevremizden arındırmalıyız.

Tüm insanlığa şiddet ten uzak bir dünya umuduyla…

Yaşam Kalitenizi Arttıran Hobileri Hangileridir?

yaşam kalitenizi arttıran hobiler
Resim,kitap okmak,heykel,sinema,tiyatro…..Yaşam kalitenizi arttıracaktır.

Yaşam kalitenizi arttıran hobiler hangileridir?

Uçup giden yılları düşündüğünüz olmuştur illaki. Birçok insan geçmişe baktığında gençlik yıllarındaki hayalleri, idealleri gelir aklına.Peki hangi hayallerinizi yaptınız? Hangileri yarım kaldı?ideallerinizi gerçekleştirdiniz mi? Sözün kısası geçen yıllarda kendiniz için neler yaptınız?umarım bu soruların cevapları HİÇBİRŞEY değildir…!

Eğer orta sınıf yaşam kalitesine sahipseniz üzülerek söylüyorum ki bu soruların tüm cevapları hiçbirşey olacaktır.

Toplumumuzda en makbul baba figürü kendinden çok eşini ailesini çocuklarını düşünen kendine kısacık zaman ayırmayan babalardır. Annelerde aynı şekilde fedakar olanları bizim için makbuldür. Saygıyı hakedenler aldatılsalar, kötü muamele görselerde evinde oturup çocuklarına bakan yemeğini temizliğini yapan annelerdir. Öyle demezlermi ‘yuvayı dişi kuş yapar‘ diye. Küçücük bir kuşun sırtına onlarca ton ağırlığı yüklerler sonrada yuva yapmasını beklerler. Sonra ne mi olur mutsuz annelerrr mutsuz babalarrr.

Anne olmak yada baba olmak kendimize vakit ayıramayacak kadar sarmasın etrafımızı. Kendimize küçük bir zamanı ayırmaktan korkmayalım.Kendimizi tanımaya zaman ayıralım tozlu raflardan alalım eski albümleri ve gidelim geçmişe.Geçmişi bugüne taşıyalım eski hayallerimizi hatırlayalım ve şimdi yarın değil şimdi hayallerimize adım atalım.

Oturalım rahat bir koltuğa yarım saat ayıralım kendimize eskiden ne yeteneklerimiz vardı neleri yapmaktan hoşlanırdık. Günde yarım saat hoşlandığımız şeyleri yapmayı çok görmeyelim kendimize.

İnanın ki bu yaşam mücadelesi arasında kısacık bir zaman ayırsanız kendinize yaşam kaliteniz artacak,kendinizi olmadığınızdan iyi hissedeceksiniz.

Yaşam kalitenizi arttıran hobiler hangileridir?

Kitap okumayı seviyor musunuz? seviyorsanız günde yarım saat kitap okuyun. Çok yoğunsanız yatmadan önceki yarım saati çalın kitaplar için….eminim hiç pişman olmayacaksınız.

Resim yapma yeteneğiniz var mı? geçin tuvalin başına geçin geçin korkmadan geçin boyalarla fırça darbeleri ile hayata meydan okuyun…

Heykel yapmayı severmiydiniz bir zamanlar? kilden kocaman dünyalar kurun kendinize. İçinde kötülüğün, bencilliğin, şiddetin, yalanın, olmadığı kocaman bir dünya

Yazmayı severmiydiniz? alın kalemi kağıdı elinize yazın içinizden ne geçiyorsa dökün içinizi beyaz sayfalara…

Yürüyüş yaparmıydınız ?market listesi ile değil tabi ki hiçbir şey almadan telefon bile. Yürüyüşe çıkın korkmayın bir saat ulaşılmaz olursanız çökmez dünya.

Sinemaya gidin,tiyatroya gidin, dans edin,örgü örün,spora başlayın.

hobilerinizi ertelemeyin kendiniz için evet kendiniz için uygulayın inanın hiç pişman olmayacaksınız.

 

 

Yurt Dışı Eğitim Danışmanlığı kandırmacaları…!

Yurt dışı eğitim danışmanlığı şirketleri ile yurt dışında eğitim almak hayallerinizi süslüyorsa profesyonel danışmanlar ile çalışın.

 

Yurt dışı eğitim danışmanlığı kandırmacaları…!Yurt dışında okumaya karar verdiyseniz.Size yardımcı olacak işlemlerinizi takip edecek eğitim danışmanını seçerken çok dikkat edilmesi gerekir.Danışmanlık şirketleri adı altında birçok aldatmacalar yapılmaktadır. 

Herhangi bir eğitim danışmanını bilgi almak için aradığınızda okul harçları yanında paket fiyat adı altında (okul harcı,evrak tercümeleri,Refaketli okul kaydı, vize,konaklama,şehir adaptasyon turu,sağlık sigortası,uçak bileti dahil) para talep ediyorlar.Bu para okul harcının iki bazen üç katını bulabiliyor.  İlk bakışta kendinizin tek tek yapacağı işlemleri onlar takip edip hazırlayıp size sunmaları çok cazip geliyor… Oysa vaadler gerçeklerden o kadar farklıdır ki. Danışmanlık ücretini aldıkları an herşey değişiyor. Havalimanında sizin yanınıza orada okuyan başka bir öğrenci beliriveriyor.Sizin aklınıza kötü bir şey gelmiyor.Sonuçta oda öğrenci beraber gideceğinizi düşünüyorsunuz. Gittiğiniz ülke havalimanında sizi karşılayacak her başınız sıkıştığınızda arayabileyeceğiniz bir danışman bekliyor sanıyorsunuz.Fakat yanılıyorsunuz yanınıza gelen öğrenci ile yalnızsınızdır.

Eğitim alacağınız ülkeye indiğinizde apar topar sizi türkiyede hayal bile edemeyeceğiniz, otel olamaz hotel hiç değil oralarda hostel denilen toplama kampını andıran bir yere bırakıyor.Bekleyin işlemler bitince okul kaydı için sizi alıcaz diyor öğrenci arkadaş. Bu tecrübeleri muhtemelen oda yaşamış olmalı. Hostel lerden bahsedelim WC ortak alanda, banyo ortak alanda,odalar ise 8 ile 12 kişilik ve karma…! mutfağa benzeyen bir odayı mutfak diyerek tanıtıyorlar size . Bu şartlarda zor bela  birkaç gününüzü geçiriyorsunuz.

Sıra okul kaydına geliyor size yardımcı olacak öğrenci derslerinden vakit ayırabilirse okul kaydınızı yapıyor ve hazırlık sınıfına start veriyorsunuz. Seçtiğiniz üniversite iyi ise dil öğrenmek için başlıyor zorlu bir süreç .Sonuçta başka bir ülke başka bir kültür oralara alışıncaya kadar başınıza gelecekler sizin özelinizde kalacak. Hazırlık sınıfı düşe kalka geçer.

1. Sınıf başlayacak derken okul harç listesi öğrenci işlerinde afiş tahtasına asılır. Birde bakarsınız ki eğitim danışmanına size söylediği ücretlerle uzaktan yakından alakalı olmayan fiyatlar…! Danışmanınızı aradığınızda üniversite politikası okul harçlarına zam geldi der siz şok yaşarken birkaç kere arasınız danışman bir müddet sonra aramalara cevap vermez ilk başlarda anında geri dönen danışmanın yerinde yeller esmektedir. Oralarda yalnızsınızdır ne yapacağını bilemezsiniz ailenizi ararsınız eğer aileniz soğukkanlı ise mutlaka bir acil yardım planı ile yanınızda olacaktır iyi ki aileniz var  yok soğukkanlı değillerse bir acil durum planı geliştirmediler ise eğitim hayatınız hazırlık birinci sınıfta biter gider.

Bu yazılanlar tecrübe ile sabittir tek tecrübe değil birçok  ailenin yaşadığı tecrübeler…!

Yurt dışı eğitim danışmanlığı şirketleri ile çalışırken dikkat etmeniz gerekenler

Tabi eğitim danışmanlık şirketleri hepsi aynıdır diyemeyiz içinde işine saygısı olan işini ciddiye alan şirketler eminimki vardır.ama yazdıklarımın çoğunu hatta fazlasını yapan sizi yalnızca danışmanlık ücretini alana kadar önemseyen şirketlerde azınlıkta değiller.Siz siz olun çok iyi araştırma yapmadan bu yola girmeyin.Araştırın orada okuyan öğrenciler ile bire bir görüşün profesyonel insanlar ile çalışın. Kararınızı netleştirdiğinizde mutlaka sözleşme yapın elinizde herhangi bir sözleşme, protokol olmadığında olası kötü durumda hukuk sürecinde ispat için belgeniz olur. Sonra hüsrana uğramayın.

Hayallerle bu yazıyı okurken amacımız hayallerinizi yıkmak değil size karşılaşabileceğiniz sorunları anlatmak.

Bu yazımız aklınızın bir köşesinde kalsın umarım hiç bir zaman böyle durumlarla karşılaşmazsınız…

Aşı nedir? Aşı sonrası istenmeyen etkiler var mıdır?

 

aşı nedir? aşı sonrası istenmeyen etkiler nelerdir? sağlık bakanlığının bebeklerde uyguladığı güncel aşı tablosu.                                                                                                                                                                                                                                                            aşı nedir?aşı sonrası istenmeyen etkiler varmıdır?                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              Aşı nedir? İnsanda hastalık yapan virüs, bakteri gibi mikropların hastalık yapma özelliklerinden yok edilerek ya da bazı mikropların salgıladığı toksinlerin etkileri ortadan kaldırılarak geliştirilen biyolojik ürünlere denir. Aşı, insanları hastalıklardan koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır. Vücut bu şekli ile mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma mekanizması geliştirir. Bunun sonucunda mikrop ile karşılaşıldığında savunma sistemi ile savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Oluşan bağışıklama genellikle ömür boyu vücutta kalır.

 

Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli koruyucu hekimlik alanında yer almaktadır.

AŞI SONRASI İSTENMEYEN ETKİLER VARMI DIR?

  1. Enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik ve kızarıklık gelişmesi, tüm aşılardan sonra gözlenebilir. Özellikle tetanoz aşısının tekrarlayan dozlarında bu reaksiyon daha sık gözlenmektedir. Bulgular genellikle 24-48 saat içinde kendiliğinden geçmektedir. Enjeksiyon yerine soğuk uygulama ve ağrı kesici olarak parasetamol alımı önerilmektedir.Diğer aşılardan farklı olarak BCG aşısı sonrası, bağışıklık sistemin yanıtı ile enjeksiyondan 2-3 hafta sonra başlayan sivilce benzeri şişlik aşı sonrası %90-95 sıklıkla beklenen bir durumdur ve 2-5 ay sonra ciltte iz bırakarak iyileşir. 
  2. Ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve iştahsızlık aşılardan sonra görülebilen belirtilerdir. Bu belirtiler de 48-72 saat içinde kendiliğinden düzelmektedir. 
  3. Hepatit A aşısından sonra % 5’ten az sıklıkla ishal ve kusma geliştiği bildirilmiştir. Bu şikayetler genellikle 48 saatten kısa sürede düzelmektedir. 
  4. Kızamıkkızamıkçıkkabakulak aşısından sonra yaklaşık 2 gün süren döküntü görülebilir. Suçiçeği aşısından sonra enjeksiyon yerinde 2 civarı ya da enjeksiyon yerinden farklı yerlerde 3-5 adet suçiçeğine benzer lezyon görülebilir.

Bağışıklama hizmetlerinde amaç; toplumda, özellikle bebek ve çocuklarda aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek, dolayısıyla bu hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin ve sakatlıkların önüne geçmektir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bağışıklama hizmetleri, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve buna bağlı ölümlerin önlenmesi açısından en önemli ve en maliyet etkili toplum sağlığı müdahaleleri arasında kabul edilmektedir. 

Beyaz Sirke nin Mucizeleri nelerdir? nerelerde kullanılır?

beyaz sirke nedir?nerelerde kullanılır?
Beyaz sirke son zamanların en çok kullanılan iksirdir.faydaları kullanım alanları saymakla bitmez.

Son yıllarda adınız sıklıkla duyduğumuz bu sirke tam anlamıyla mucize iksirdir.Mutfaktan banyoya temizlikten yemeklere kişisel bakıma kadar çok yönlü kullanımı olan beyaz sirkeyi inceleyelim.

sirke mısır, şeker pancarı veya şeker kamışı gibi şeker içeren tarım ürünlerinden doğal fermantasyon yöntemle imal edilir.

Bu sirkenin zararlarına baktığımızda vücuda bir çok faydası vardır.kullanım alanları yalnızca mutfak ile sınırlı değildir.

Kullanım alanları:

    • sirke, turşu baharatları ve suyla birleştirildiğinde her tür sebze ve meyveyle hızlı bir şekilde turşu hazırlamak için mükemmel bir malzemedir.
    • Salata sosları yapımında kullanılabilir.
    • Marinasyonlarda ve Soslarda: sirke, et marinelerine ve yemek soslarına ekstra lezzet katar.
    • sirke, unlu mamuller için bir mayalayıcı olarak kabartma tozu ile birlikte kullanılabilir. Asidik sirke, alkali kabartma tozu ile reaksiyona girer ve unlu mamullerin kabarmasına yardımcı olan karbondioksit gazı açığa çıkarır.
    • sirke ile evde peynir yapabilirsiniz. Kaynayan süte beyaz sirke eklediğinizde asitli sirke süt proteinlerini değiştirir ve süt kesilir. Böylece birbirinden ayrılan lor ve peynir altı suyunu tülbentle süzerek nefis bir peynir elde edebilirsiniz.
    • Beyaz sirke yeşil sebzelerde dezenfektan özelliğine sahiptir.Geniş bir kaba su doldurup içine az bir miktar beyaz sirke ilave ederek sebzeleri yarım saat bu karışımda bekletirseniz sebzeleriniz tam anlamıyla temizlenir.
    • Lekesini çıkaramadığınız kıyafetlerde çamaşır gözüne bir kapak beyaz sirke koymanın lekeyi anında çıkartıcı etkisi vardır. Kıyafetinizde istenmeyen kokular varsa yumuşatıcı gözüne bir miktar sirke koyarsanız çamaşırlarınızdaki kötü kokuların kaybolduğunu göreceksiniz.
    • Evcil hayvanınız varsa ve kıyafetlerinizden tüyleri çıkarmakta zorlanıyorsanız etkili bir yöntem olan  sirkeyi deneyebilirsiz.
    • sirke içindeki asetik asit içeriği nedeniyle siğillerin geçmesinde etkilidir.
    • Antimikrobiyal özelli sayesinde yararlı bir dezenfektan ve temizleyicidir. Yüzey temizliğinde ahşap zeminlerde bebek-çocuk oyuncakları temizliğinde cam, ayna temizliğinde vazgeçilmezdir.
    • bulaşık-çamaşır makineleri temizliğinde rahatlıkla kullanabilirsiniz.
    • sirke cilt temizliği için de kullanılmaktadır. Kirli, ölü hücreleri ve cilt üstünde biriken yağı alır ve gözenekleri derinlemesine temizler ve peeling özelliğine sahiptir.

 

 

 

Gebelik te yaptırılması gereken testler nelerdir?

gebelikte yaptırılması gereken testler bize bebeğin sağlığı hakkında bilgi verir.Hangi aylarda hangi testi yaptırmamız gerektiğini öğrenmeliyiz. Test sonuçlarına göre doktorunuz amnio sentez önerebilir.

Yaşamın mucizesidir gebelik.Kadınlara sunulmuş çok özel armağandır.Bir o kadarda sorumluluk isteyen bir kavramdır annelik.Planlı olsun veya plansız eğer hamile kaldıysanız eliniz her karnınıza gittiğinde yüzünüzde bir tebessüm belirir.Bunlar ilk duygulardır, bunların duyguların peşini koruma içgüdüsü takip eder. İşte tam bu duygular içerisinde ‘bebeğim sağlıklı mı’ sorusu belirir aklınıza. bizde anne karnındaki bebeğin sağlığını öğrenmek için yapılması gereken testleri araştırdık. 

Gebelik te yaptırılması gereken testler

  • İKİLİ TARAMA TESTİ; 11-14 aylarda yapılan bu test Öncesi ultrasonografi ile önce bebek değerlendirilir. Bebeğin baş-popo mesafesi (CRL) ölçülerek kayıt edilir. Bebeğin ense kalınlığı (NT) ölçümü ile burun kemiğinin değerlendirilmesi yapılır.Ardından gebenin kanıdaki PAPP-A ve f B-HCG faktörlerine bakılarak rapor edilir. Sonrasında anne adayından alınan kan değerleri ile ultrasonografik bilgiler birleştirilerek faktörlerin toplumdaki ortalama düzeyine bakılarak rapor edilir. Test sonucu 1/250’den küçük gelirse riskli olarak da görülebilir.
  • ÜÇLÜ TARA TESTİ;Üçlü test gebeliğin 16-20. haftaları arasında yapılan bir testidir. En uygun yapılma zamanı gebeliğin 18. haftasıdır.İşlem öncesi ultrasonografi ile önce bebek değerlendirilir ve bebeğin ölçümleri yapılır. Sonrasında gebeden alınan kan örneği ile ultrasonografik bilgiler birleştirilerek ikili taramada olduğu gibi toplumdaki ortalama düzeyine bakılarak bir risk hesaplamasına gidilir.Bu test sonucunda bebeğin kromozomal hastalıkları ve spina bifida açısından riski hesaplanır ve aileye bu konu ile ilgili bilgi verilir.
  • DÖRTLÜ TARAMA TESTİ;Kombine ikili test haftasını kaçıranlar bu testi yaptırabilirler. Bu test 16-18. Haftalarda yapılmaktadır.Diğer tarama testlerinde olduğu gibi ilk önce ultrasonografi ile önce bebek değerlendirilir ve bebeğin ölçümleri yapılır. Sonrasında gebeden alınan kan örneği ile ultrasonografik bilgiler birleştirilerek değerlendirilir, ve aileye detaylı bilgi verilir.
  • ENTEGRE TARAMA TESTİ:Gebelik döneminde yapılan entegre tarama testi, Down sendromlu gebeleri saptayabilme oranı en fazla ve en güvenilir testtir. Down sendromu olan bebeklerin yaklaşık %92’si, tam entegre test ile belirlenebilir. Serum entegre testte bu oran yaklaşık %89’dur.

Saç Dökülmesinin Sebepleri Nelerdir ?

saç dökülmesinin bir çok sebepleri vardır. vitamin eksikliği,yetersiz ve dengesiz beslenme,kullanılan ilaçlar,ağır ameliyatlar,doğum kontrol hapları…tüm bu saydıklarımız saç dökülmesine sebep olmaktadır. vakit geçirmeden uzmana gitmek ve gerekli tetkikleri yatırmak gerekmektedir.

Günümüzde kadınların korkulu rüyası haline gelen saç dökülmesi nin birçok sebepleri vardır. Genetik, hormonal, sistemik hastalıklar, beslenme,kullanılan ilaçlar,stres,kimyasal maddelere maruz kalma, menapoz sonrası saç dökülmeleri bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Saç dökülmesi çeşitleri

1.tip saç dökülmesi; kafamızda ortalama 100.000 adet saç kökü vardır. sağlıklı saç fölikülleri kendilerini yenileme özelliğine sahiptirler. Günde 50-100 adet saç dökülmesi uzmanlarca normal kabul edilir. Normalin aksine günde 100 den fazla saç dökülmesi oluyorsa bu tip 1 saç dökülmesidir.

2. tip saç dökülmesi kafa orta çizgisinde oluşan saç kıllarının azalmasıdır.

3. tip saç dökülmesi de kafanın üst kısmındaki saçlı derinin tamamen görünür hale gelmesidir. Bu tip saç dökülmesi yaşa bağlı menopoz sonrasında oluşur.

Hormonlardan kaynaklanan saç dökülmeleri arasında troid bezinin çok yada az hormon salgılamasına bağlı oluşabilmektedir.

Genetik tipte saç dökülmesi kadınların genlerini baba yada annelerinden almalarından kaynaklanır, eğer geni aldığınız ebeveynlerinizin dökülme problemi varsa buda genlerle kişiye geçmektedir.

sistemik hastalıklarda saç dökülmesine sebeb olmaktadır.Bu hastalıkların başında kanser gelmektedir.Kemoterapi kanser hücreleri ile beraber saç hücrelerini de etkiler. Bunun sonucunda saçlar veya vücuttaki diğer tüyler dökülebilir.

Sağlıksız beslenmede saç dökülme sebeplerinden birisidir. Ağır diyet programları ve bu programlar sonunda oldukça fazla kilo kayıpları da saç dökülmelerine sebep olurlar.

Ciddi hastalıklar sonrasında kullanılan ilaçlarda saç dökülmesine sebep olabilir. Kullanılan doğum kontrol haplarınında yan etkileri arasında saç dökülmesi sayılabilir.

Asrın hastalığı stres de beraberinde birçok hastalığı getirmekle birlikte saç dökülmesi nede sebep olmaktatır.

Saç dökülmesi bir çok kadının psikolojisini ciddi anlamda bozan büyük bir problemdir. Bununla tek başına mücadele etmemiz istenmeyen bizi üzecek sonuçlar doğurabilir. En doğrusu çok fazla vakit kaybetmeden bir demotoloğa başvurmak onun yönlendirmesi ile gerekli tetkikleri yaptırmak, saç dökülmesinin sebebini netleştirmek ve sebebe göre kişiye en uygun tedaviyi uygulamak en doğru karardır.

COVID-19 Nedir ? Nasıl Yayılır ? ve Belirtileri Nelerdir ?

COVID-19 yeni keşfedilen  bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalığa yakalanan çoğu kişi, hafif ila orta düzeyde semptomlar göstermekte ve özel bir tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşmektedir.

 

NASIL YAYILIR?

COVID-19 a neden olan virüs, genellikle enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya nefes vermesi sonucu oluşan damlacıklar yoluyla bulaşır. Bu damlacıklar çok ağır olduğundan havada asılı kalamaz ve hemen yere ya da yüzeylere düşer.

COVID-19 ile enfekte birinin yakınındayken virüsü solursanız veya virüsün bulaştığı bir yüzeye dokunduktan sonra gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza dokunursanız enfekte olabilirsiniz.

COVID-19 BELİRTİLERİ

  • Kuru Öksürük: Corona virüs kişilerde direk alt ve üst solunum yolunu etkilediğinden dolayı ilk görülen ve şikayete neden olan durum kuru öksürüktür. Kuru öksürük bu tarz durumda sık sık olmaktadır. Sık sık ve bitmek bilmeyen öksürük ilk belirtilerdendir.
  • Yüksek Ateş: Corona virüsün neden olduğu en önemli belirtilerden bir tanesi de yüksek ateştir. Bu belirti kişide en önemli belirtiler arasındadır. Corona virüs vücuda çeşitli tahribatlar verdiği için vücutta ateşle bu duruma tepki vermektedir.
  • Nefes Darlığı: Corona virüsün neden olduğu diğer önemli belirtilerden bir tanesi de nefes darlığı şikayetidir. Nefes darlığı herkeste görülmeyebilir bu durum genelde solunum sıkıntısı yaratmaktadır ve durum ilerlerse tıbbi gözlem altına alınması gerekmektedir. İşinin altta yatan rahatsızlıkları varsa solunum sıkıntısı olma olasılığı o duruma bağlı olarak daha da yüksektir.
  • Boğaz Ağrısı: Corona virüsten kaynaklı boğaz ağrısı şikâyetleri de olmaktadır. Fakat bu durum genel olarak yüksek ateş ve kuru öksürük belirtilerine göre daha az görülmektedir.
  • Halsizlik, Yorgunluk, Kas Ağrısı: Corona virüs belirtileri arasında yer alan halsizlik hastalığın vermiş olduğu bir durumdur. Corona virüsün vücutta yarattığı tabloya göre kas ve eklem ağrısı yaratabilir.
  • İshal: Corona virüs belirtileri arasında az görülmektedir fakat görülebilmektedir.
  • Hıçkırık: Nadir de olsa bazı vakalarda tespit edilmiştir. Hıçkırık da koronavirüs( coronavirüs) belirtileri arasında nadiren de görülse dünya sağlık örgütü tarafından kabul edilmiştir.
  • Burun Tıkanıklığı: Nezle ve gripte de olduğu gibi koronavirüs vakalarında da virüs burun tıkanıklığına neden olmaktadır. Burun tıkanıklığı eğer uzun sürüyorsa ve geçmiyorsa mutlaka PCR testi yaptırılıp öncesinde de bir uzmana başvurmak gereklidir.

Covid-19 virüs Enfeksiyonu Nasıl Anlaşılır?

Corona virüsü belirtileri nelerdir, korona virüsü solunum yolu enfeksiyonuna neden olan virüs olarak tanıdık biliyorsunuz. Solunum yolu enfeksiyonuna neden olduğu için solunum seksiyonlarının içinde bulunur.

Burun akıntısının içinde boğazda boğaz salgısının içinde tükürükte değil ama boğazımızda yani bademciklerimizin üzerindeki bölgede bademciklerimizle birleştiren nazofarenks dediğimiz bölgede tabi ki PCR denilen yöntemle bronşların yani hava kanalları boğazımızla burnumuzu içerisinden alınıyor. O yüzden kandan virüs tahlili yapılmaz.

Bu solunum sekresyonları içinde virüs bulunur. tanı koydurucu testleri işte bu burun sürüntüsünü, boğaz sürüntüsünü bademciklerin üzerindeki bölgeden aldığımız sürüntüyü hastanede yatan hastalarda özel yöntemler ile bronşların içindeki salgıyı alarak bu salgılarda gerekli antiaging testleri yaparak tanı koyuluyor.

Coronavirüste şüpheli olarak nitelendirilen ve semptom gösteren kişiler karantina altına alınmaktadır. Bu kişilerle temas eden kişiler ise semptom göstermiyorsa evlerinde karantina edilebilir.

Karantina süreci hafife alınacak bir süreç değil. Yurtdışından gelen kişiler için 14 gün kuralı uygulanmaktadır. Semptom görünen kişiler karantina odasına alınmaktadır. Bu oda genellikle iyi havalandıran bir oda olmaktadır. Karantina odasına herkes alınmaz. İçeriye sadece bakımını yapan sağlık çalışanı girebilir.

Hasta odasına girerken sağlık çalışanları mutlaka steril eldiven giymektedir. Tek kullanımlık ve su geçirmeyen önlük giyilir. Cerrahi maske kullanılır. Eğer hastanın solunum salgısıyla temas ediliyorsa gözlük de kullanılmaktadır.

 

Aralıklı Oruç Nedir? Sağlıklı mıdır?zararları varmıdır?

 

       Gün geçmiyor ki hayatımıza yeni diyet alternatifleri giriyor.Son günlerde çok popüler olan aralıklı oruç hakkında herşeyi araştırdık.

Oruç yüzyıllardır insanların dini yönden yada sağlık açısından bedenini dinlendirmesi yöntemidir. Aralıklı oruç ise dini oruç fikrinden çıkan sağlıklı diyetlerden biridir.

Aralıklı oruç nedir?

Aralıklı oruç (intermittent fasting) diyeti vücudumuzda biriken yağın kaybedilmesidir. Metabolizmayı çalıştırarak hızlı bir şekilde kilo vermenizi sağlayan diyetlerden biridir. Diyet ve diğer kilo verme programlarından farklı olarak belirli saatlerde hiçbir şey tüketmeden yapacağınız beslenme şeklidir.

16/8 saat yöntemi ise aralıklı orucun türlerinden biridir. En popüleri olan bu yöntem günün sekiz saati kalori hesaplamadan tüm yiyeceklerden tüketmek (aşırıya kaçmadan tabiiki ) kalan diğer on altı saatte ise kalorili yiyecek ve içeceklerden uzak durma ilkesiyle işleyen bir yöntemdir.

Diğer diyetlerde kişiler tüm günü yiyecekleri planlama ile geçerken aralıklı oruçta ile günün yalnızca sekiz saati yemek planlama ile geçmektedir. Kalan diğer saatlerde ise yemek planlaması yapılmamaktadır.

Aralıklı orucun, kan şekeri kontrolünü iyileştirdiği,beyin fonsiyonlarını arttırdığı ve yaşam yaşam süresini uzattığı konusunda birçok görüş vardır.

ARALIKLI ORUCA GÜNÜN HANGİ SAATLERİNDE BAŞLAMALIYIZ ?

Günün ilk saatlerinde kahvaltıyı atlayarak öğle ve akşam öğünleri arasındaki saatlerde aralıklı oruca başlamak gerekir.Akşam saatlerinden ertesi gün öğlene kadar vücudu dinlendirmektir.

Aralıklı açlık diyeti konusunda bilimsel veriler var mı?

Aralıklı oruç, tüm Dünya’da ilgi çeken ancak üzerinde yeni ve kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulan bir konudur. Aralıklı oruç ile kısa vadede sağlanan ağırlık kaybı heyecan yaratırken, yine aralıklı açlığın kısa vadede yol açabileceği hipoglisemi, baş ağrısı, düşük tansiyon uzun vadede ise beslenme bozuklukları, bazal metabolizmanın yavaşlaması, aniden aşırı besin alımı gibi riskleri tetikleyebileceği de bildiriliyor. Sağlık etkileri yapılacak yeni ve güvenilir araştırmalar ile gelecekte daha iyi anlaşılacaktır.

sağlıklı yetişkinlerde, metabolik göstergeleri nasıl etkilediğinin değerlendirilebilmesi için en az 1 yıl kadar süren araştırmalara ihtiyaç vardır.

Aralıklı açlık uygularken, günlük ihtiyacınız olan enerji ve besin ögelerini sağlamaya çalışın. Dikkatsizlik, uyku hali, halsizlik, baygınlık gibi belirtiler yaşarsanız mutlaka hekiminize danışın.